Kategori :
Editör :

Günümüzde iklim değişikliği, her geçen gün daha belirgin şekilde hayatımıza etki ediyor. Ülkemizde bu küresel sorundan etkilenen ülkeler arasında. Artan sıcaklıklar, değişen yağış desenleri ve sıklaşan doğal afetler, Ülkemizde yaşamı ve ekonomiyi derinden etkiliyor. Bu blog yazımızda, Ülkemizde iklim değişikliği ve doğal afetlerin sıklığı sebebiyle gerçekleşen ekonomik zararları ve bu zararlar sebebi ile artan sigorta ihtiyacını ele alacağız.

6 Şubat 2023 Depremlerinin Ülkemize Ekonomik Etkisi

6 Şubat 2023’te, Ülkemiz iki büyük depremle sarsıldı. Dokuz saat arayla meydana gelen ve merkez üsleri sırasıyla Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan 7,8 Mw ve 7,5 Mw büyüklüğündeki bu depremler, ülkemizin büyük bir bölümünde yıkıcı etkiler yarattı. Depremlerin ardından büyüklüğü 6,7 Mw’e kadar varan 45 binden fazla artçı sarsıntı yaşandı.

Bu depremler, Almanya’nın toplam yüzölçümüne eşdeğer 350.000 km² alanda hasara yol açarak 14 milyon kişiyi etkiledi. 39 binden fazla bina yıkıldı ve 11 ilde toplam 518 bin konut ya yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Ayrıca, 128 bin 778 konut orta derecede hasar gördü. Depremin ardından, 2 milyondan fazla insan barınma sorunu yaşarken, en az 5 milyon kişi farklı bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)‘nun raporuna göre, depremler sonucu bölgede 658 bin çalışan geçim kaynaklarını kaybetti.

2023 Yılı Meclis Deprem Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre, depremlerin Türkiye’ye toplam maliyeti 148,8 milyar dolar olarak açıklandı. Bu rakam, Türkiye’nin 2023 yılı gayrisafi yurt içi hasılasının %9’una denk gelmekte ve 1999 Marmara Depremi’nin yol açtığı maddi yıkımın yaklaşık altı katıdır.

11 Ağustos 2021 Batı Karadeniz Sel Felaketinin etkisi

2021 Batı Karadeniz sel felaketi, 11 Ağustos 2021’de ülkemizin Karadeniz Bölgesi’nin batısında etkili olan aşırı yağışlar sonucu meydana geldi. Sel, su baskını ve heyelanlar, Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini etkiledi. Kastamonu, Sinop ve Bartın, afet bölgesi ilan edildi ve Batı Karadeniz’deki bu sel felaketi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük sel baskınlarından biri olarak kayıtlara geçti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre, 10-12 Ağustos tarihleri arasında Kastamonu, Sinop ve Bartın’a bağlı bazı bölgelerde metrekareye düşen yağış miktarı, yıllık toplam yağışın üçte ikisi olarak kayıtlara geçti. Kastamonu’nun Küre ilçesine metrekareye 198 kg, Pınarbaşı’na 167 kg, Azdavay’a 145 kg, İnebolu’ya 123 kg, Abana’ya 122 kg yağış düşerken, selin en çok etkilediği Bozkurt ilçesine ise metrekareye 117 kg yağış gerçekleşti. Bozkurt’a bağlı Mamatlar köyünde 48 saatte toplam yağış miktarı 420,6 kg/m² olarak kayıtlara geçti.

Yaşanan sel felaketi neticesinde 290 milyon doları aşan ekonomik maliyet ortaya çıktı. Bu felaket, sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmadı; aynı zamanda tarım arazileri, altyapı ve yerel ekonomiler üzerinde derin izler bıraktı. Sel sonrası birçok aile evlerini kaybederken, iş yerleri ve çiftlikler de büyük zarar gördü. Bu durum, yerel ekonomiyi olumsuz etkiledi ve toplumsal hayatı derinden sarstı.

Türkiye’de Artan Sigorta İhtiyacı ve Doğal Adetlere Karşı Sigorta Sektörünün Önemi

İklim değişikliği ve doğal afetlerin artan sıklığı, Türkiye’de hem fiziksel altyapıya hem de ekonomik ve sosyal yapıya büyük zararlar veriyor. 2023’te yaşanan depremler ve 2021’de meydana gelen sel felaketleri, ülkemizin bu tür olaylara karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösterdi. Bu bağlamda, sigorta ihtiyacı her zamankinden daha belirgin hale gelmiştir. Felaketler, bireylerin ve işletmelerin maddi güvenceye olan ihtiyacını artırıyor.

Sigorta sektörü, bu talebi karşılamak ve toplumu korumak için kritik bir rol oynar. Deprem, sel ve diğer doğal afetler sonrasında ortaya çıkan zararların karşılanmasını sağlayarak maddi kayıpların etkisini en aza indirir. Sigorta şirketleri, hasar durumlarında hızlı ve etkili bir hasar yönetim süreci sunarak mağdurların zararlarını en kısa sürede telafi etmelerine yardımcı olur. Bu ödemeler, büyük ölçekli afetlerde ekonominin çarklarının dönmeye devam etmesini sağlar ve ekonomik kayıpları minimize eder. Sigorta şirketlerinin risk analizleri, işletmeler ve bireylerin daha iyi önlemler almasına teşvik ederek olası zararları en aza indirir ve toplumda daha güvenli bir ortam oluşturur.

Sigorta, sadece bireysel güvence sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ülke ekonomisinin sürdürülebilirliğini destekler. Devletin üzerindeki mali yükü hafifletir ve toplumun genel refahını artırır. Bu sebeple, Türkiye’de iklim değişikliği ve doğal afetlerin sıklığının arttığı bu dönemde, sigorta bilincinin artırılması ve yaygınlaştırılması hayati öneme sahiptir. Hem bireylerin hem de işletmelerin kendilerini ve varlıklarını sigorta ile güvence altına alması, gelecekte karşılaşılacak olası felaketlerin etkilerini en aza indirecek ve ülkemizin bu zorlu süreçlerden daha güçlü çıkmasına katkı sağlayacaktır.

#Gülümseyin, Güvendesiniz.

Yeni Yazılar

Kategori

Open The New World With Technology

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.